İçeriğe geç

Ayının kırk türküsü var kırkı da Ahlat üstüne ne demek ?

Ayının Kırk Türküsü Var Kırkı da Ahlat Üstüne Ne Demek?

Herkesin dilinde bir atasözü, bir deyim, bir halk tabiri var ya, bu da onlardan biri işte: “Ayının kırk türküsü var, kırkı da Ahlat üstüne.” Ne anlama geliyor, ne işe yarar, neden bu kadar ilginç ve neden bu kadar kafa karıştırıcı? Hadi gelin, hem mizahi bir şekilde hem de derin düşüncelere dalarak çözmeye çalışalım.

Ayı ve Ahlat: Birbirini Anlamayan, Ama İkisi de Çok Anlamlı

Şimdi, önce bir durun ve düşünün. Ayının kırk türküsü var, kırkı da Ahlat üstüne… Ne alaka? Ayı, bildiğimiz ayı işte, hani ormanlarda yaşayan, kıskanmak için çocuklara “Bak, o dağdaki ayı!” demeye yeten, ama aslında “ayı” denen varlıkla çok da alakası olmayan bir tabir. Ahlat ise, işte o meşhur Ahlat, tatlı, sert, ama bir o kadar da estetik bir kelime. Bu deyimi çözmeye çalışan ben gibi, her şeyin mantığını sorgulayan insanın içinde bir kıvılcım yanıyor: Ahlat üstüne ne yapıyor ki ayı bu kadar şarkı söylesin? Düşünüyorum ki, belki de mesele şarkılar değil, Ahlat’ın çok derin bir anlam taşıyor olması.

Ayının Kırk Türküsünü Anlamak İçin Bütün Ormanı Düşünmek Gerek

Beni tanıyanlar iyi bilir; İzmirli bir genç olarak arkadaş ortamımda sürekli espri yaparım, ama işin garip tarafı, her esprinin arkasında bir felsefi sorgulama vardır. Yani dışarıda gülerken, içimde neden güldüm? diye de bir sorgulama olur. Bu deyimi de böyle düşündüm: Ayı bu kadar şarkı söylüyor, bir şeyler anlatmaya çalışıyor, fakat ne anlatıyor? Türkülerinin her biri Ahlat üzerine. Ahlat’tan kastı ne olabilir? Evet, belki Ahlat, bu deyimle bir yere referans veriyor; ama acaba Ahlat, sadece meyve veren bir ağaç mı? Yoksa bir yaşanmışlık, geçmişin anıları, bir yerleşim yeri mi?

Deyim çok derin ya da belki de çok basit? Belki de bir olayın sürekli tekrarı ve aşırı bir şekilde anlatılması sadece “ayı”nın hayatının karmaşıklığını simgeliyor.

Ahlat’ın Anlamı Üzerine Kısa Bir İç Monolog

(İç ses: Ayı bir insan olsa, kesinlikle Ahlat’ın ne olduğunu soracak. O kadar kafam karıştı ki… Ayı, acaba başka bir şey mi anlatmak istiyor? Ahlat’ı sevdim ama… Bekle, o da ne demek şimdi? Ahlat’ın ne olduğunu anlamadan, nasıl anlatabilirim ki?)

Tamam, öyleyse Ahlat’a bir göz atalım. Ahlat, Batı Anadolu’da, daha çok Isparta ve çevresinde bilinen, tatlı ve sert bir meyvedir. Şimdi, kendinizi Ahlat ağacının altına koyun. Biraz sıcak, biraz rüzgarlı bir hava var. Ayı da, işte bu havada çalıyor türküleri. Bu türkülerin kırkı da Ahlat üstüne… Ahlat, aslında çok yönlü, bir o kadar da güçlü bir meyve. Sertliği, tatlılığı, hatta ağaçlarının dalı bile o kadar kıvrımlı ki, insan bu karmaşada bir türkü bulmakta zorlanabilir. İşte, tam burada “kırk”ın anlamı devreye giriyor.

Kırkın Anlamı ve İroni: Ayı Gerçekten Mi Bu Kadar Dertli?

Şimdi, “kırk”ı neden bu kadar vurguladılar? Ne demek “kırk”? Bu sayının özel bir anlamı olabilir mi? Bunu düşündükçe, kendi yaşadığım 25 yıllık hayatımı düşünmeye başladım. 25 yaşındayım, bazen fazla düşünürüm. Hani böyle biriyle gece sohbeti yaparsınız ya, bir anda çok derinleşir, sonra da sabah her şey o kadar sıradan olur ki, “Ben ne yapıyorum?” diye bir sormak geçer aklınızdan. İşte “kırk” o anlarda gerçekleşen bir türkü gibi. Hayatta her şeyin anlamını çözmeye çalıştığınızda, kendinizi bulamıyorsunuz. Bu kadar karmaşık olmanın gereği var mı?

Ayının kırk türküsünün her biri, bir yandan biraz eğlenceli, biraz da absürt bir şekilde hayatın her yönünü ele alıyor gibi. Mesela bir türküde, ayı “Ahlat dağları arasında yalnızım” diye mızmızlanırken, bir diğerinde “Ahlat’ın içi yavaşça olgunlaşıyor, sabırla bekleyin” diyordur. Biri başlıyor, diğeri devam ediyor. Gerçekten de, bir şarkının her bir cümlesi, bir diğerinden bağımsız gibi gözükse de, aslında ikisi de birbiriyle ilişkili.

Bence Ayı Şarkı Söylüyorsa, Hep Bir Şeyler Söylemeye Çalışıyordur

Bir zamanlar arkadaşım Demir’le bir gün bir kafede oturuyorduk. Demir derin bir sessizlikle bilgisayarına bakarken, ben de bir yandan kahvemi içiyor, bir yandan da “Ayının kırk türküsü var kırkı da Ahlat üstüne” diyordum. Demir bana döndü, “Ne alaka?” diye sordu. Ben de ona dedim ki: “Bunu tam olarak anlatabilmek zor. Bazen hayatta bir şeyleri anlatmaya çalışıyorsun ama karşındaki kişi anlamıyor. Aynı ayının türkülerini dinlemek gibi, hepsi birbiriyle benzer ama birini dinlerken bile başka birini hatırlıyorsun. O yüzden Ahlat her şeyin birleştiği bir yer.”

Tabii Demir, bir an durdu ve “Ya sen iyice kafayı sıyırmışsın,” dedi. Ama ben hala kendimi açıklayacak bir şeyler buluyordum. İşte o zaman fark ettim; ayı, kırk türküsünü söylese de, sonunda Ahlat’ın ne olduğunu gerçekten anlayamaz.

Sonuç: Ayının Kırk Türküsü ve Ahlat Üstüne Derin Bir Sohbetin Yolu

Sonuçta, ayının kırk türküsü var kırkı da Ahlat üstüne derken, bir şeyin sadece bir yönüyle değil, her yönüyle ele alınmasını anlatıyor olabiliriz. Ahlat belki de yalnızca dışarıdan bakıldığında sert, içten bakıldığında tatlı bir şeydir. Ve belki de ayı, bu karmaşanın içinde bir anlam bulmaya çalışıyordur.

Bunu böyle düşünün: Ayının şarkıları, hayatta karşılaştığımız tüm o garip durumları simgeliyor olabilir. Kırk türküsü var ve hepsi farklı bir açıdan olaylara bakıyor. Ama sonunda hepsi Ahlat üstüne… Çünkü her şeyin kökeni bir noktada birleşir. Ya da belki de öyle değildir.

Açıkçası, kim bilir?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
tulipbet giriş adresielexbett.netTürkçe Forum