Aşılanmanın Amaçları Nelerdir?
İzmir’de yaşıyorum. Şehirde denize girerken, sıcak bir yaz akşamı Çeşme’de arkadaşlarla bir araya geliyoruz, güzel bir sofra kuruyoruz. Ama sonra bir konu açılıyor: Aşılanma. “Aşı olalım mı? Olmasak ne olur?” gibi gündemler. Herkes kendi görüşünü dile getiriyor, ama ben… Hani o “felsefi” ama kaybeden tarafı oynayan kişi var ya, işte o ben. Yani içimdeki dertli genç, sürekli derinlemesine düşünerek konuları başka yerlere çekiyor.
Aşılanmanın amacı da aslında çok basit ama insanlar bir şekilde karmaşıklaştırmakta başarı gösteriyorlar. O yüzden “Aşılanmanın amaçları nelerdir?” sorusunu mizahi bir dille ve gündelik hayatla ilişkilendirerek açmaya çalışacağım.
Aşılar: Yalnızca ‘İğne’ Değil, Bir Nevi Zırh
Hadi kabul edelim, çocukken her aşı olduğumuzda o iğneyi görünce içimizde bir ‘panik’ başlıyordu. “Aşı olacağım, kimseye haber vermemeliyim!” dedikten sonra annemin rahatlatıcı sözleriyle biraz sakinleşiyorduk. Ama, büyüdükçe, aşıların aslında ne kadar hayat kurtarıcı olduğunu anlayabiliyoruz.
Peki, aşılanmanın amaçları nelerdir?
Birinci amacımız, vücudumuzu korumak. Yani aşı, vücudumuza gizlice gelen düşmanları tanıtıp, onlara nasıl karşı koyacağımızı öğretir. Hani bir dönem çocukken zorla yediğimiz brokoli gibiydi ya, aşı da biraz öyle. “Evet, sevmiyorum ama sağlığım için önemli.” Sonuçta, vücuda güçlendirici bir eğitim verir ve savunma mekanizmalarımızı geliştirir. Düşünsene, bir virüs orada duruyor ve diyor ki: “Bu vücut boşuna güçlü gözükmüyor!”
Yani, aşı olmak aslında bize ‘akıllı bir zırh’ sağlamak gibi. Savunmasız kalmamızı engelliyor. İnsanları en basit şekilde anlatmaya çalışalım: Aşılandığında vücudun sanki “futbol takımı” gibi olmuş oluyor. Her bir hücre, pozisyonuna göre savaşmak için hazırlanıyor.
Toplum Sağlığını Korumak: Bireysel Değil, Kolektif Bir İş
İçimdeki “bireyselci” ben hep şunu diyor: “Ama ben hastalanmazsam kimseye bulaştırmam!” Hah, işte bu yanlış. Çünkü aşılamanın amaçları yalnızca bireysel sağlığı korumakla sınırlı değil. Toplumun sağlığı da çok önemli.
Düşünsenize, bir arkadaşım Covid-19’a yakalanmış ve evde dört duvar arasında sıkışıp kalmış. Ama şunu fark ettim, her birimizin aşılanmış olması, sadece o kişinin sağlığını değil, herkesin sağlığını koruyor. Bir virüs, ilk başta çok hızla yayılmaya başlar, ama eğer toplumda herkes aşılanmışsa, bu yayılma oranı yavaşlar. Aşı, sadece seni değil, başkalarını da korur.
“Ama ben virüs kaparsam ne olur?” diye soranlar için bir önerim var. Hepimiz eski bir bilgisayar programı gibi düşünelim. Eğer virüs “bilgisayarımıza” sızarsa, antivirüsümüz (aşı) anında devreye girer. Sadece sen değil, etrafındaki herkesin sistemi de korur.
Aşı ve “Sosyal Sorumluluk” Hissi: Kendini Güvende Hissettir
Bunu anlatırken, birazcık kafamda sosyal sorumluluk duygusu uyanıyor. Çünkü, aşılanmanın bir diğer amacı da sosyal sorumluluk. Yani, ben bir insan olarak, etrafımdaki insanlara karşı sorumluyum.
Bir arkadaşım bir gün şunu demişti:
“Aşı olmak, sadece kendi sağlığını değil, başkalarını da korumak demektir. Senin bir adım, başkasının hayatını kurtarabilir.”
Evet, bu çok doğru. İçimden, “Bir işim var, hem de büyük bir iş!” diyerek bunu kalbimde hissediyorum. Bazen bir birey, toplumu değiştirebilir.
Ve tabii ki, bazen toplumun sağlıklı olması, senin rahatça dışarıda geziyor olmanı da sağlıyor. Yani, birinin seni “maskesiz” gördüğünde, senin aşılanmış olduğunu bilmesi çok önemli. Yani aşı olmanın amaçları arasında güvenli bir yaşam alanı yaratmak da yer alıyor.
Aşılanmanın Sonunda Ne Oluyor?
Aşı olduktan sonra kendimi “kahraman” gibi hissediyorum. Hani en başta biraz “acele etmeden” birkaç kez tereddüt ettiğimiz o korkunç iğne de, aslında bir kahramanlık simgesi olabiliyor.
Bir gün arkadaşım bana şunu sormuştu:
“Aşı olduğunda gerçekten ne hissediyorsun?”
Dedim ki:
“Sanki bir filmdeki süper kahraman gibi hissediyorum. Aşı olduğunda, sanki bu dünyada her şey bana güvenliymiş gibi geliyor. Hani o ‘kaptan Amerika’ havası var ya, işte o!”
Tabii, arkadaşım benimle dalga geçti ama o an birinin de gerçekten şu hissi yaşaması önemliydi. Aşılanmanın amacı sadece virüslere karşı bizi korumak değil, kendi sağlığımızı ve çevremizi güvence altına almak.
Sonuç: Aşılanma, Sadece Bir Adım Değil, Bütün Bir Adım Zinciri
Aşılanmanın amaçları nelerdir? Kısaca özetlersek: Kişisel sağlık, toplumsal sağlık, sosyal sorumluluk, güvenli bir yaşam alanı… Aşı, bir adım atmak gibidir, ama bu sadece bir adım değil, zincirleme bir reaksiyon. Herkesin kendi sağlığı için attığı küçük adımlar, toplumun sağlığına büyük katkılar sağlar. Sonuçta, aşı olmak sadece “virüslere karşı savaş” demek değildir; aynı zamanda hayatını daha sağlıklı bir şekilde sürdürebilmek için atılan önemli bir adımdır.
Şimdi, bir sonraki arkadaş buluşmasında, “Aşı olmalı mıyız?” diye sormadan önce biraz düşün. Kim bilir, belki senin bu yazıyı okurken gördüğün “görüşmeler” seni doğru yola yönlendirebilir!